Anne - Babaların Sevgi Dili Olarak Kullandığı Yanlışlar
- Gokhan Aslan
- 6 Oca 2022
- 3 dakikada okunur
Dünyanın en zor işi çocuk yetiştirmek deriz ya, biz de çocuklarımızla büyüyoruz aslında.
Çocuklarımızla yaşadığımız sorunlarda çoğu zaman nasıl davranacağımızı bilemediğimiz, çaresiz kaldığımız ya da çözemediğimiz zamanlar var.
Öncelikle evlilik yaşantısıyla rolümüz değişir, Bu değişimle birlikte, yeni bir yaşam başlar, paylaşma, yardımlaşma, ortak yaşamın getirdiği davranış değişimleri beraberinde gelir, aynı şekilde anne -baba olduğumuz zaman da rol değişimine bağlı pek çok değişim yaşarız.
Eşler , kendi anne ve babalarını model alabilmektedirler.Kendi tutumlarını incelediklerinde zaman zaman kendi anne ya da babaları gibi davrandıklarını göreceklerdir.Öncelikle bu konuda bir gözlem yapmaları ,kendi davranışlarını gözlemleyip kendilerini tanımakla işe başlamalılar.
Olumsuz tutumlar yerine olumluları koyma şansımız her zaman var.
Anne babalar farkında olmadan sevgi dilini yanlış kullanabiliyorlar.Bunlardan birkaç başlık ele alırsak ;
“İlgim hep üzerinde olmali , iyi anne ,iyi baba olmalıyım….”düşüncesi :
Çocuğa gösterilen az ilgi yani ihmal onun gelişimini olumsuz etkilerken, gösterilen fazla ilgi de çocuğun bireyselleşmesini engeller.Fazla ilgi,aşırı korumacı tutumlar çocukta özgüven duygusunun gelişmesini engeller ve suçluluk duygusunu hissetmesini sağlar. Baskıcı, denetleyen tutumla karşılaşan çocuğun , kaygı duygusuyla birlikte aşırı isyankar ve boyun eğici olması doğal bir sonuçtur. Baskıcı tutum ne kadar zararlıysa , gevşek tutumda bir o kadar kişilik gelişimine zarar verir kuşkusuz.
Hertürlü ihtiyaçlarının karşılanacağı beklentisini taşıyan çocuk yetişkin olduğunda da toplumun vermediği hakların kendilerine tanınmasını ister, sorumluluk duygusu gelişmez ve topluma uyum sağlamakta güçlük çekerler.
Aşırı koruma davranışı, çocuğun diğer kişilere aşırı bağımlı, güvensiz, duygusal kırıklıkları olan bir kişi olmasına sebep olabilir .
Aynı tutumu kendi aile yaşantısında eşinden bekleyebilir .Koruyucu yaklaşım çocuğun sosyal gelişimini de olumsuz etkilemektedir .Böylelikle psiko-sosyal gelişimi sağlıklı oluşmamaktadır.
Herşeyi ayrıntılarıyla açıklamamız zekasını geliştirir, herşeyi iyi ve tam öğrenmesini sağlar.
Kuşkusuz hepimiz çocuklarımız için en iyisini istiyoruz, ama “herşeyin en iyisi olsun, benim çocuğum, herşeyi başarabilsin,hayatında hiçbir şey aksamasın, eksik olmasın “ düşünceleriyle yola çıktığımız zaman da çocuğumuzun kişilik gelişimini olumsuz yönde etkilemiş oluyoruz.
Mükemmeliyetçi kişiler nasıl düşünür _ “ ben en iyisini yapmalıyım, hata yaparsam rezil olurum, insanların beni beğenmesi, beni onaylaması çok önemli, başarılı olmalıyım, herşeyin en iyisini yapmalıyım”.Böyle düşünen bir kişi, herşeyi kontrol altında tutmalı, tüm riskleri kontrol etmelidir ki, sonuç başarısız olmasın.
Çocuğumuza erken dönemlerden itibaren fazla bilgi yani fazla uyaran verirsek , çocukta da mükemmeliyetçi tutum yerleşecek ve performans kaygısı yaşamasına sebep olacağız.
Tehlikelere karşı onu sürekli uyarırsam başına bir şey gelmez, kendini korur, tehlikelerden kaçınır….
Çocukları yaş ve gelişim düzeylerini dikkate alarak tehlikelere karşı uyarmak gereklidir.Fakat doğru zamanda ve gerektiği ölçüde !!!! Erken ve fazla yapılan uyarılar onda korku ve kaygıların oluşmasına ve artmasına neden olur.
İstediklerini yaparsam eksiklik hissetmez, birşeyde gözü olmaz,,,,,,,
Hertürlü ihtiyaçlarının karşılanacağı beklentisini taşıyan çocuk yetişkin olduğunda da toplumun vermediği hakların kendilerine tanınmasını ister, sorumluluk duygusu gelişmez ve topluma uyum sağlamakta güçlük çeker.
Bu da aşırı koruma davranışıdır, ödüllendirmenin fazla yapılması çocuğun dürtülerini kontrolü öğrenmesini engeller.
Dürtülerini kontrolde zorluk çeken, sabır gösteremeyen veya diğer kişilere aşırı bağımlı, güvensiz, duygusal kırıklıkları olan bir kişi olmasına sebep olabilir .
Birimiz iyi ,birimiz kötü polis olursak daha rahat disiplin sağlarız….
Eşlerin çocuk yetiştirmeleri ile ilgili birbirlerine ters düşmeyen düşünceleri olmalıdır.Var ise ortak yaklaşımla ilgili karar almalı ya da uzman yardımına başvurmaları gerekmektedir. Farklı tutumlar farklı mesajlar çocuğun kafasını karıştırır.Tek bir yol çizmek gereklidir.Diğer türlü çocuk hangi yola gideceğini bilemez, çatışma yaşar.İç disiplini gelişmez.Yani doğru davranalım derken ona zarar vermiş kafasını karıştırmış oluruz.Bu şekilde net olamayan, yolunu sürdüremeyen,kendisini disipline edemeyen bir birey yetiştirmiş oluruz.
ÇOCUĞUN DAVRANIŞLARI, ÖĞRENDİKLERİNİN GERİ DÖNÜŞÜDÜR!!!!
Çocuğumuzu eğitmek ve yetiştirmek,aslında kendimizi eğitmek ve yetiştirmektir.
Bilgilenme ve empati, eğitim sürecinde en önemli bir kavramlar.Bilip, farkedip, anlayıp, motivasyon desteği ile de çözüm davranışları geliştirmemiz en etkili yöntem olacaktır.
Uzman Psikolog Aynur SAYIM



Yorumlar